www.kriminoloji.com

 

 

ÇOCUK İSTİSMARI VE İHMALİ

Psikolojik, Sosyal Etkileri

 

 

 

 

 

 

Erol TUTAR

© www.kriminoloji.com 2002

 

 

 

Türkçede “istismar” sözcüğünü, yabancı dillerdeki abuse, abus kelimelerinin karşılığı olarak kullanıyoruz. Bu sözcükler genel olarak, kötü kullanma, suiistimal etme, sömürme, zarar verme, uygun olmayan bir biçimde kullanma veya kötü muamelede bulunma gibi anlamlara gelir.[1]

Dünya Sağlık Örgütü’nce “çocuğun sağlığını, fiziksel gelişimini olumsuz yönde etkileyen bir yetişkin, toplum veya ülkesi tarafından bilerek veya bilmeyerek yapılan davranışlar” çocuk istismarı olarak kabul edilmektedir.[2] Çocuk Hakları Sözleşmesinin 1. Maddesine göre “Daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, 18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.”[3] Çocukluk yaşamın temel bir aşamasıdır ve etkisi tüm yaşam boyu devam eder. Uluslararası Çocuk Hakları Komisyonu (ICRC) çocuğu, 18 yaşını doldurmamış, haklara sahip bir birey olarak tanımlamakta ve tanım kapsamına gençleri de almaktadır.[4]

Çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkileyen her türlü davranış “çocuk istismarı” olarak tanımlanabilir. İstismar davranışı fiziksel, cinsel, duygusal istismar ve ihmal şeklinde görülebilir.[5] Çocuk istismarı dört temel grupta incelenmektedir: 1- Fiziksel istismar, 2- Cinsel istismar, 3- Duygusal istismar, 4- İhmal.[6]

 

1-       Fiziksel İstismar

Fiziksel istismar en geniş anlamda “çocuğun kaza dışı yaralanması” şeklinde tanımlanabilir. En sık rastlanılan şekli çocuğu dövme şeklindedir.[7] “Bir tokattan, çeşitli objelerin kullanımına uzanan cezalandırma yöntemini” kapsar.[8] Fiziksel istismar çocuğa şiddet uygulanmasıdır.[9] Ebeveynler veya ilgili kimseler bu istismarı, genellikle elle veya bir nesne ile vurmak yoluyla yaparlar.[10] İtme, tokatlama, çimdikleme, tekmeleme, boğazına sarılma, eline geçirdiği cisimle saldırı, müessir fiil[11] kaba etine vurmak, sarsmak, dövmek, ısırmak, kaynar su dökmek, kafasını suya sokup nefessiz bırakma gibi birçok eylem fiziksel/bedensel istismar kapsamındadır.

Fiziksel istismar için çok sayıda tanım olmasına karşın hepsinin ortak noktası; çocuğun sağlığını olumsuz etkilen ve vücutta iz bırakan lezyonların ve yaralanmaların bulunmasıdır.[12]

Fiziksel istismarın etkileri

İstismar ve ihmal edilmiş çocukların genelde, sosyal sorunlar gösterme olasılığının yüksek olduğu kabul edilmektedir.[13]

Araştırmalardan elde edilen en tutarlı bulgulardan birisi, bedensel istismara uğrayan çocukların istismar görmeyen çocuklara göre, akranlarına ve erişkinlere karşı daha saldırgan olduklarıdır.[14] Çocuk istismarı kaynaklarında, bedensel cezalandırmalar ile çocukların cezalandırmalara maruz kaldıkları günlerde ve daha sonraki yaşamlarında davranışlarında gözlenen saldırganlık arasında doğrudan bir bağ olduğunu gösteren birçok araştırma bulgusu vardır.[15]

Fiziksel istismar, çocukların akranlarıyla arkadaşlık ilişkileri kuramama, zayıf sosyal beceriler, insanlara güvenmeme, otoriteye karşı aşırı itaat, kişilerarası problemleri öfke ve şiddetle çözme gibi sosyal problemler yaşamalarına sebep olmaktadır.[16]

Son yıllara kadar yapılan bazı araştırmalar, çocukluk çağında istismar ve ihmale uğramanın çocukluk ve erişkinlikte suç işleme ile şiddet suçlarında bulunma olasılığını arttırdığına işaret etmektedir.[17]

Bedensel istismar, çocuğun bedeninde olduğu kadar, ruhsal yapısında da hasarlara yol açar.[18] Çocuğa atılan bir tokat veya tekme ile aynı zamanda “seni istemiyorum, seni sevmiyorum, sen benim için bir fazlalıksın, hayatıma bir engelsin, bıktım senden” gibi mesajlar da iletilmiş olur.[19]

İstismara uğramış, reddedilmiş ve ihmal edilmiş erkek çocuklar arasında, sevilen ve ilgilenilen erkek çocuklara göre daha yüksek oranda gençlik suçluluğuna rastlanmıştır.[20] Aile içi şiddetin yaşandığı evlerde mutlaka şiddete eğilimli kimselerin çıktığı biçiminde kesin bir kural yoktur.[21]

Her ne kadar fiziksel istismara uğrayan her çocuk davranış problemleri gösterir denemezse de yapılan araştırmalar sonucu söz konusu çocukların fiziksel istismara uğramayan yaşıtlarına göre hayatlarının ilerleyen dönemlerinde bazı davranış problemlerini daha fazla gösterdikleri ortaya çıkmıştır. Buna göre fiziksel istismara uğrayan çocukların en az % 25’inin ergenliklerinde suç işleme, arkadaşlarına ve çevresindeki insanlara şiddet uygulama, alkol ve madde kullanma, ergen hamileliği, düşük akademik başarı gibi problemli davranışları gösterdikleri tespit edilmiştir.[22]

Şiddet içeren davranışları sergileyen kişilerin önemli bir bölümünün geçmişte fiziksel şiddet içeren istismara maruz kaldığı gösterilmiştir.[23] Çocuklara karşı uygulanan fiziksel şiddetin yaşamın sonraki yıllarına uzanan olumsuz etkileri incelendiğinde davranışsal ve bilişsel sorunların çok önemli bir yer tuttuğu görülmektedir. Bu sorunlar ahlaki değerleri içselleştirme sürecindeki patolojilerden antisosyal davranışlara ve suçluluğa kadar uzanan geniş bir yelpazede yer almaktadır.[24]

 

2-       Duygusal İstismar

İstismar türleri içerisinde gündelik yaşamda en sık rastlanan tiplerden birisi de duygusal istismardır.[25] Duygusal istismar, çocuk ve gençlerin, kendilerini etkileyen tutum ve davranışlara maruz kalarak ya da gereksindikleri ilgi, sevgi ve bakımdan mahrum bırakılarak toplumsal ve bilişsel standartlara göre psikolojik hasara uğratılmaları durumudur.[26] Kaynaklarda, duygusal istismar yerine, psikolojik istismar, duygusal kötü muamele, zihinsel istismar, sözel istismar gibi kavramlar da kullanılmaktadır.[27]

Duygusal istismar; ilgi/şefkat göstermeme, aşağılama, devamlı eleştiri, kıskançlık, reddetme ve mağdurun da duygulanmaya hakkı olduğunun inkârıdır.[28] Bu bazen tamamen sözel olabilir ve çocuğa sürekli olarak kendisinden nefret edildiği, çirkin olduğu, sevgisiz, aptal olduğu veya aileye yük olduğu ima edilebilir.[29]

Duygusal istismara neden olan davranışlar daha çok çocuk ve ergenin yakın çevresinde onunla ilişkili olan yetişkin kişiler tarafından gösterilir. Bu davranışlar aşağıdaki biçimde sıralanmaktadır: 1. Reddetme, 2. Aşağılama, 3. Yalnız bırakma, yalıtma, ayırma, 4. Korkutma, yıldırma, tehdit etme, 5. Suça yöneltme, 6. Duygusal bakımdan ihtiyaçlarını karşılamama. Bundan başka “sık eleştirme”, çocuk ve ergenden “yaşının üstünde sorumluluk bekleme”, “kardeşler arasından ayırım yapma”, “değer vermeme, önemsememe, küçük düşürme”, “alaylı konuşma”, “lakap takma”, “aşırı baskı ve otorite kurma” da duygusal ezim yaratan başlıca yetişkin ve ana-baba davranışları arasında sayılabilir.[30]

Duygusal İstismarın Etkileri

Psikolojik kötü muamelenin, çocuklarda olumsuz gelişimsel ve davranışsal sonuçlara yol açtığı görüşü, birçok araştırmacı tarafından paylaşılmaktadır. En sık işaret edilen etkiler, saldırganlık, içe kapanıklık, depresyon, duygusal uyumsuzluk, toplum karşıtı davranışlar ve kaygılı bağlılık gibi psikolojik niteliklerdir. Ayrıca, psikolojik kötü muameleye maruz kalan çocuklarda, kaygı, uykusuzluk, nevrotik belirtiler, çeşitli psikosomatik bozukluklar ya da daha ağır ruhsal tepkiler gözlenmiştir.[31]

Yetişkinlerin bu tür davranışlarına maruz kalan çocuklarda aileden uzaklaşma, gergin olma, bağımlı kişilik geliştirme, değersizlik duyguları geliştirme, uyumsuzca ve saldırgan davranışlarda bulunma gibi durumlar ortaya çıkabilir.[32]

Özellikle duygusal izler bedensel yaralardan daha geç iyileşir.[33] Duygusal istismara maruz kalan çocuklar erişkin döneme geldiklerinde de etkiler devam edebilir.[34] Duygusal istismarın etkilerinin çok uzun dönemde bile kalıcı olması, olayların üzerinden yıllar geçse bile bunun psikiyatrist ve psikologlar tarafından tanımlanabilmesini sağlamaktadır.[35] Çocuğun sürekli olarak eleştirilip aşağılanması, yeteneklerinin ötesinde istek ve beklentilerin olması, aşırı öfke ya da saldırgan tutumlarla yaklaşılması, korkutulması, davranışlarının aşırı kısıtlanması ya da aşırı hoşgörü içinde olunması gibi yaklaşımların yol açtığı duygusal istismar çocukta yaşam boyu süren olumsuz ruhsal belirtilere yol açar.[36] Hakaret edilmek, küçük düşürülmek, alay edilmek veya aşırı biçimde eleştirilmek, kişide sanıldığı gibi unutulup giden etkiler bırakmaz. Aksine araştırmalar, bu gibi sözel muamelelere muhatap olmanın bedensel ve cinsel istismarda olduğu gibi uzun süreli etki yaptığını göstermektedir. Çocuklar ve gençler, uğramış oldukları sözel saldırıya, utanma, suçluluk, değersizlik, kızgınlık ve yetersizlik duyguları ile tepkide bulunur ve saldırının anılarını yıllar geçtikten sonra dahi, acı duyarak canlı bir biçimde anımsarlar.[37] İlişki kurmada zorlanma ve ilişkiyi devam ettirememe, sık iş değiştirme, mutsuzluk, çökkünlük, intihar girişimleri, alkol ya da madde kullanımı duygusal istismarın olası sonuçları arasında sayılabilir.[38] Duygusal istismarın, her çocukta mutlaka kötü sonuçları olduğu iddia edilmez.[39]

Duygusal istismar toplumun tüm katmanlarında rastlanmaktadır. Ama özellikle toplumdan yalıtılmış olarak yaşayan ailelerde daha yoğun ve sık rastlandığı tespit edilmiştir. İstismarcı ailelerin ortak özellikleri istismarın kuşaktan kuşağa geçerek sürmesidir.[40] Çocuk istismarını gerçekleştiren ebeveyn ise genellikle kendisi de çocukluğunda istismara uğramış bir kişidir.[41] Kendi çocukları gibi, bu istismarcı ebeveynler de kendi çocukluklarını değersiz, sevgisiz ve kötü kişiler oldukları imajıyla geçirmişlerdir. Tamamen güvensiz, affedici olmayan, sevginin, neşenin, duygunun olmadığı ortamlarda yetişmiş kişilerdir.[42] Çocukların daha küçük yaşlarda kendilerini fiziksel ve ruhsal olarak yetersiz hissetmelerine neden olan yetersiz ebeveynlik, çocukların hayatta başarısız olmalarındaki en büyük faktörlerden birisi olarak ortaya çıkmaktadır.[43] 

Aile içi olumsuz ve yetersiz duygusal iletişim çocuğun becerileri ve zekâsı üzerine de olumsuz etki yapar.[44] Kendisini güvende hissetmeyen, istenmediği ve sevilmediği duygularını taşıyan bu tür çocuklarda sağlıklı bir kişilik gelişmesi olmadığı gibi, bunların okulda başarıları düşer.[45]

Pek çok istismara uğramış ve pek çok şeyden yoksun bırakılmış çocuklar ev ortamından ayrılmış olsalar bile kendilerine sunulan fırsatları değerlendirmekten aciz, arkadaşlık kurmakta zorlanan, kendilerine ait fikirleri bile söylemekten kaçınan insanlar olarak yetişmektedirler.[46]

Organik bir sebep bulunamayan boy kısalıklarının çoğunda çocuğun ailede istismara maruz kalmasının rol oynadığı görülmüştür.[47] İstismar ortamından uzaklaştırıldığında çocukta büyüme hormonu sekresyonu artar ve boy artışı olur.[48] Duygusal istismarın büyüme gecikmesine, psikososyal boy kısalığına bile sebep olabildiği görülmektedir.

 

3-       Cinsel İstismar

Cinsel istismar yetişkin bir kişinin çocuğu cinsel doyumu için kötüye kullanması şeklinde tanımlanabilir.[49] Çocuk ve erişkin arasında temas ve ilişki, o erişkinin ya da başka birinin cinsel uyarısı ve doyumu için kullanılmışsa, çocuğun cinsel istismara uğradığı kabul edilir.[50]

Cinsel istismar çocukların, ergenlerin ve yetişkinlerin yaşamında olumsuz etkiler yapmaktadır.[51] Çocuk cinsel istismarı, çok ciddi bir tabunun kırılması anlamına geldiği için (fücur ve homoseksüel çocuk istismarında iki tabu kırılır) kurban ve özellikle kurbanın çevresi öfke, korku, suçluluk, histeri gibi duygularla tepki gösterebilir.[52]

Davranış bozuklukları olarak, hasmane ve saldırgan davranma, öfke nöbetleri (sinir krizleri), uyuşturucu kullanma, suç işleme, içine kapanma ve suiistimalli ilişkinin tekerrürü şeklinde ortaya çıkmaktadır. Kendi kendini mahvedici tepkiler, intihar düşüncesi ve teşebbüsü ile kendini yaralama ve sakatlama şeklinde ortaya çıkmaktadır.[53] Bununla birlikte bunların bir bölümünde, kısa süreli etki olarak, uygun olmayan cinsel davranış ve geri çekilme görülmektedir.[54] Ölçümlerde cinsel istismara uğramış çocukların hepsinin patolojik özellikler sergilemedikleri ortaya çıkmıştır.[55]

Cinsel suiistimal mağduru çocuk ve gençler hakkındaki araştırmalar, onların karmaşık, çok çeşitli etkileri olan ve uzun süre devam eden problemlere mâruz kalabileceklerini göstermektedir.[56] Cinsel istismar bir çocuğun yaşayabileceği en acı travmalardan birisidir. Cinsel istismar çocuğun beden ve ruh sağlığını ciddi olarak etkilemekte ve bu etkilenme istismardan yıllar sonrasına, erişkin yaşama kadar sürebilmektedir. Diğer taraftan çocukluk çağında ortaya çıkmayan birtakım belirti ya da problemler erişkin yaşlarda ortaya çıkabilmektedir.[57]

Bu çocukların, bazılarında düşük benlik-saygısı görülme sıklığının yüksek olduğu belirlenmiştir. Yetişkin kadınların bir kısmında uzun süreli etki olarak depresyon, kaygı, düşük benlik-saygısı yetişkinin yaşamında cinsel saldırıya yeniden kurban olma eğilimi ve kendilerine yönelik yıkıcı davranış görülmektedir.[58]

Cinsel istismarın sıklığı ve süresi, cinsel ilişkinin niteliği, zor kullanılması, çoklu istismara uğrama, istismarcının yaşı ve cinsiyeti, istismar kurbanı ile istismarcı arasındaki bağ, istismar kurbanının yaşı ve cinsiyeti gibi faktörler etkisinin daha uzun ve ağır olmasını belirleyebilmektedir.[59]

Ensest

Ensest geleneksel olarak biyolojik olarak akrabalığı olan aile bireyleri arasındaki ilişki olarak değerlendirilmektedir.[60] Ensest için çeşitli tanımlar yapılmıştır.[61] Bazı araştırıcılar sadece çekirdek aile bireylerini bu kapsamda değerlendirmekte bir grup ise bakmakla yükümlü olan tüm kişileri biyolojik bağa bakmadan bu kapsama almaktadırlar.[62]

Bugün bu terim toplumumuzda evlenmeleri ahlakça, hukukça, dince yasaklanmış (nikâh düşmeyen) yakın akraba olan kadın ile erkeğin cinsel ilişkide bulunmaları anlamında kullanılmaktadır.[63]

Enseste maruz kalan çocukların tepkileri beş ana grupta toplanmıştır. Bunlar; duygusal, bilişsel, biyolojik, davranışsal ve sosyal alanlarda verilen tepkilerdir. Duygusal tepkiler depresyonu, endişeyi, düşük öz saygıyı, öfkeyi, suçluluğu ve utancı içermektedir. Kognitif tepkiler algılama ile ilgili bozuklukları kapsamaktadır. Davranışsal tepkilere, alkol veya uyuşturucunun yüksek oranda tüketilmesi veya kullanımının alışkanlığa dönüşmesi, intihar ve kişilik bozuklukları dâhil edilmektedir. Sosyal tepkilerde içe dönme ve kendini sosyal çevreden izole etme davranışı görülebilmektedir.[64]

Ensest Kurbanlarında Ruhsal Sorunlar

Ensestin duygusal sonuçlarını şu şekilde özetleyebiliriz: Depresyon, endişe ve korku, öz saygının kalkması, öfke, suçluluk ve utanç.[65] Araştırmalar, ensest kurbanlarının ağır duygusal tepkiler gösterdiklerine işaret etmektedir.[66] Kilinikçiler, ensest mağdurlarında büyük ölçüde suçluluk, öfke ve kendini suçlama duyguları bulunduğunu gözlemişlerdir.[67]

Depresyon, ensest mağdurlarında tutarlı bir biçimde saptanan bir klinik koşul olarak ortaya çıkmaktadır. Buna ek olarak, intihar girişimleri, somatik yakınmalar, kendi kendini tahrip etme davranışları da sıklıkla bulunan bozukluklardır. Bu gençlerde, okulda güçlükler, okuldan kaçma, az arkadaşı olma ve çatışmalı akran ilişkileri de gözlenmiştir. Bazı ensest kurbanlarında rastlanan keyif verici kimyasal madde kullanma eğilimi, bu kimselerin sorunlarının baskısından ve acısından kurtulmak için bir çözüm arama çabalarının bir sonucu olarak değerlendirilebilir.[68]

Küçük yaşlarda ensest deneyimi geçirmiş çocuklar, sonraki yıllarda, dış dünyaya girdikçe ve arkadaşı ve akranlarıyla karşılaştıkça, kendisi ile diğer çocuklar arasında ne gibi farklar olduğunu algılamaya başlar. Çocuk kendinin, diğer çocuklardan ve çevresindeki kimselerden farklı olduğunu, utanılacak bir ayıp veya gizlilik taşıdığını bilerek büyür. Bunun sonucu, öfke ve kızgınlık tepkileri, utanma, yitirme, ihanete uğramış ve damgalanmış olma, yabancılaşma duygu ve düşünceleri, ensest kurbanlarında sık rastlanan sorunlar olarak ortaya çıkar.[69]

Ensest mağdurlarının çocukluk çağı boyunca ensest ilişkisi nedeniyle maruz kaldıkları tahribatın boyutları, ergenliğin başından itibaren gözle görünür hale gelir. Ergenlik dönemine kadar kötü etkileri gizli kalan ensestin bu etkileri, suçluluk, düşük benlik değeri, güçsüzlük duyguları, öğrenilmiş çaresizlik ile intihar düşüncelerinin tanımladığı travmatik nevroz deneyimi altında açıklanmaktadır.[70]

Adolesanlar, okulda akademik ve davranış problemleri, suça eğilim, konversif tablolar, panik ataklar yaşayabilirler. Kirli ve değersiz olma hisleri yaşanabilir. Adolesan kızlar mazoistik çok eşli hayat, bilinçsiz fantezilerine hitap ettiği için tercih edebilirler.[71] Ensest ilişkiye zorlanmış bazı bireyler, yaşadıkları bu durumu unutmak adına fuhuş, uyuşturucu kullanımı ve hatta intihar gibi yollara başvururlar.[72]

Ensest yaşantısı geçirmiş ergenlerin normal ergenlik gelişimlerinin büyük ölçüde engellendiği ve : (a) ailelerinden kopmada ve akranlarıyla olumlu ilişkiler kurmada, (b) olumlu bir benlik duygusu geliştirmede, (c) kendilerine ve duygularına güvenmede güçlükleri olduğu, (d) karşı cinsiyetle sıcak ve yakın normal cinsel ilişkiler kurmada zorlandıkları, seks ile sevgi ihtiyacını karıştırmaya eğilimli oldukları, (e) olağan ilişki ortamlarının kendilerini rahatsız ettiği ve kendilerini “defolu bir eşya” gibi hissettikleri, bulunmuştur.[73]

Ensest ilişkisine maruz kalmış kadın kendisine çocukluk çağında yoksun kaldığı sevgi ve bakımı verebileceğine inandığı bir erkeği partner olarak seçme yoluna gider. Ama genellikle bu seçilen kişi babasına benzeyen ve ihtiyaçlarına cevap vermeyen bir erkektir.[74]

Ensestçi babanın çoğu olayda kendisinin de ensest kurbanı olduğu görülmektedir. Babasının uyguladığı enseste şahit olmuş olabilir ya da ensest davranışının başka türlerinin yer aldığı bir aileden gelmiş olabilir.[75]

Ensestin Uzun Dönemde Etkileri

Ensest istismarı, kurbanların yaşamında ciddi ve uzun süreli hasarla sonuçlanır.[76] Ensest ile ilgili ilk çalışmalarda ensestin çocuk üzerindeki olumsuz etkilerinin az olduğu savunulurken, bugünkü literatürde yer alan belgeler bunun tam tersini kanıtlamaktadır. Ensestin uzun vadeli etkileri üç grupta toplanabilir: (1) Yeme bozuklukları, (2) içki ve madde alışkanlığı, (3) cinsellikten korkma davranışları şeklinde sıralanmaktadır.[77]

Ensest kurbanlarının büyük bir kısmı daha sonraki yaşamlarında sağlıklı güven ilişkisini kurmakta zorlanmaktadır. Buna bağlı olarak da yakın arkadaşlıklar kurmakta sorunlar çıkmakta ve bir yabancının gösterdiği yakın ilgi kendini soyutlama ya da hemen ortamdan kaçma tarzında davranışlar görülmektedir. Başka bir davranış modeli de enseste maruz kalan kurbanın ilişkiye cinsellik boyutu yükleme girişimleridir. Sonuçta kendisine yakınlaşmaya çalışanların yarattığı anksiyeteye bağlı olarak ya baştan çıkarıcı, cinsellik yüklü davranışlarda bulunurlar ya da kendilerine zarar vermeye yönelik davranışlar içerisine girerler.[78]

Araştırmalar, çocukluk döneminde cinsel istismara uğramanın, kişinin daha sonraki yaşamında cinsel uyumunu olumsuz bir biçimde etkilediğini göstermektedir.[79] Kendilerine zarar verecek bir başka davranış modeli de takıntılı bir şekilde kendini ya da çocuklarını istismar edecek eşler seçmektir. Böylece kısır döngü kendini tekrarlar, durur.[80]

Geçmişlerinde cinsel istismarı yaşamış olan kadınların tekrar kurban olmaya eğilim gösterdikleri düşünülmektedir. Ensest ve cinsel istismar kurbanı olan yetişkinlerin, böyle bir ilişkiyi yaşamayan bireylere oranla tekrarlanan ensest ilişki riskine daha yatkın oldukları bir çalışmayla belgelenmiştir. Denekleri rastgele seçilen bu çalışmada, çocukluğunda cinsel istismar yaşayan kurbanların % 33 - % 68’inin daha sonra tecavüze uğradıkları ve tecavüze uğrama riskinin çocuklukta yaşanan istismarın şiddet ve süresinin artması ile arttığı saptanmıştır.[81]

Başka bir davranış modeli de kurbanın ailesiyle geliştirdiği bağımlılık ilişkisinin sonucu olarak evden ayrılamamasıdır. Obsesif-kompulsif savunma mekanizmaları sonucu travmayı yeniden kafasında canlandırarak bunu tekrar tekrar yaşar. Aseksüel veya homoseksüel yaşam tarzını seçerek gelecekteki olası cinsel ilişkilerdeki travmadan kaçınmaya çalışmakta başka bir yöntemdir.[82]

Kadın ensest kurbanlarının, sevememe ve güven duymama duygularına sahip oldukları, duygusal ve/veya fiziksel yakınlığa ilişkin kaygıları olduğu, istismar edilme, reddedilme, ihanete uğrama, yanlış anlaşılma ve terk edilme korkusu taşıdıkları ve kişiler arası ilişkilerde aşırı bağımlılık gösterdiklerine dair bulgular vardır.[83]

Ensest kurbanlarının yaklaşık olarak hepsinde karakter bozukluklarının gelişmesinin sebebi sosyal tabuların ve yasaklamaların en güçlüsü olan enseste maruz kalmaları sonucu tüm değer yargılarının önemini yitirmesi ve anlamını kaybetmesi gelmektedir.[84]

Sürekli suç işleyen kızların ensest ilişki yaşamış olma olasılığının yüksek olduğu; bir diğer araştırmada ise seks işçilerinin % 75 oranında geçmişlerinde ensest ilişki kurbanı olduklar saptanmıştır.[85]

a)       Cinsel İstismarın Kısa Dönemde Etkileri

Cinsel istismar, çocuğun istismara uğradığında kaç yaşında olduğu ve kendisine zor kullanılıp kullanılmadığına bağlı olarak bedensel ve ruhsal birçok etkide bulunur.[86] Bu belirtiler: (1) Bedensel etkiler, (2) psikolojik ve sosyal etkiler olmak üzere iki başlık altında incelenebilir.[87] Biz burada konunun genelinde olduğu gibi daha ziyade psikolojik ve sosyal etkilerini aktarmaya çalışacağız.

Bu bağlamda, korku, öfke, düşmanlık, suçluluk, utanç duyguları ve depresyon cinsel istismarın başlangıç etkileri olarak saptanan duygusal tepkilerin örnekleridir.[88] Çocuklar cinsel istismara maruz kaldıktan sonra çok sayıda güçlük yaşar. Yaygın olarak görülen belirtilerden bazıları kâbuslar, depresyon, içine kapanma, saldırganlık (agresyon) ve gerileme davranışlarıdır. Bazı çocuklarda çok sayıda belirti görülürken, bazıları sadece birkaç belirti sergilemektedir. Bazen, belirtiler sonradan ortaya çıkar. Bazı durumlar için de belirtiler zamanla ortadan kalkmaktadır.[89]

Cinsel istismara uğramış çocuklar için belki de en tipik belirti cinsel içerikli davranışlardır. Bu davranışlar cinsel istismar yaşamış bütün çocuklarda ortaya çıkmaz; fakat bunların bulunmayışı da cinsel istismarın meydana gelmediği anlamını taşımaz. Cinsel tema içeren davranışlar, özellikle 6 ya da daha küçük yaştaki çocuklarda meydana geldiğinde, en çok rahatsız edici davranışlardır. Bu davranışlar arasında, etrafta başkaları olduğu halde mastürbasyon, bebeklerle cinsel tema içeren oyun ve diğer çocuk ve yetişkinleri cinsel faaliyette yer almaya davet etme yer alır. Çocuklar büyüdükçe kendilerini fahişelik ya da pornografi içinde bulabilirler.[90]

Cinsel istismara maruz kalmış ergenler üzerinde yapılan araştırmalardan depresyon, düşük benlik değeri ve düşük kendilik saygısı, intihar düşünceleri ve intihar girişimleri ile ilgili kanıtlar elde edilmiştir.[91] Araştırmalara göre, çocuk cinsel istismar öyküsü olan ergen ve yetişkinlerde intihar riski artmaktadır.[92]

Ergenlerde, cinsel istismarla ilişkili olarak sık gözlenen diğer bozukluklar arasında evden kaçma, alkol ve/veya madde istismarı, erken evlilik ve cinsel müsamahakârlık sayılmaktadır.[93] Birçok çalışmada, evden kaçan gençler arasında, genel nüfus örneklemine göre, oldukça yüksek oranlarda çocukluk cinsel istismarı saptanmıştır. Evsiz ve evden kaçmış gençlerde cinsel istismar oranının % 50’nin üzerinde olduğu bulunmuştur.[94]

b)       Cinsel İstismarın Uzun Dönemde Etkileri

Cinsel istismar yaşayan herkesin belirti göstermemesine rağmen, çocuklukta maruz kalınan istismarın etkileri yetişkinliğe de aktarılabilir. Bunlara uzun dönemdeki etkiler denilmektedir.[95] Cinsel istismarın uzun vadeli etkileri, kişinin davranışlarında, duygusal, cinsel ve sosyal yaşamında güçlükler ve sorunlarla kendini belli eder.[96]

Çocuklukta uğranan cinsel istismarın, uzun vadede yetişkinlikte ortaya etkileri üç başlık altında incelenebilir. Bunlar, cinsel istismarın: (1) Ruhsal yaşama etkisi, (2) cinsel yaşama etkisi, (3) sosyal yaşama etkisidir.[97]

Bugün elimizde, erişkinliğe ulaşmış kişilerde gözlenen birçok ruhsal ve cinsel bozukluğun veya duygusal sorunların ya da sosyal yaşam ve insan ilişkileri ile ilgili güçlüklerin ardında, çocukluk çağında bir travmaya maruz kalmanın etkileri olduğunu gösteren bilimsel kanıtlar bulunmaktadır. Son yıllarda yapılan araştırmalar, cinsel istismarın uzun vadedeki etkileri hakkında güvenilir bulgular ortaya koymuştur.[98] Elde edilen bulgular, çocuk cinsel istismarının kısa vadede ve aynı zamanda yetişkinlikte çeşitli sorunlar için büyük bir risk oluşturduğunu göstermektedir.[99]

Çocuk cinsel istismarının yetişkinlik döneminde gözlemlenen uzun vadeli sonuçları, travma sonrası stres bozukluğu, bilişsel çarpıtmalar, duygusal bozukluklar, zedelenmiş kendilik duygusu ve kaçınma biçimlerinde ortaya çıkabilir.[100]

Yapılan araştırmalar, çeşitli ruhsal bozukluk tanı gruplarına giren yetişkinler içinde, çocukluklarından cinsel istismara maruz kalanların yüksek oranlarda olduğunu göstermektedir.[101] Araştırmacılar, tedavi gören kadın ruh hastalarından yüksek oranlarda cinsel istismar öyküsü saptamışlardır.[102] Araştırmalardan, psikiyatrik örneklemlerde saptanan cinsel istismar oranlarının % 13 ile % 72 arasında değişmekte olduğu görülmektedir. Psikiyatrik örneklemler üzerinde yapılan araştırmalar acil kadın psikiyatri olgularının % 70 oranında çocukluk çağı cinsel istismar öyküsüne sahip olduklarını göstermiştir.[103]

Yapılan birçok araştırma, cinsel travmaya maruz kalmanın, kişinin duyuş ve kendilik değerine olumsuz etkisi olduğunu kanıtlamıştır. Bu etkiler, depresyon, intihar ve kendini tahrip eğilimleri ile ortaya çıkar.[104] Araştırma bulguları, çocuk cinsel istismar kurbanlarında kendine zarar verme, kendi kendini tahrip etme davranışları ile intihar ve intihar girişimlerinin sık olduğuna dikkat çekmektedir.[105] Çocukluğunda cinsel istismara uğramış yetişkinlerin öfke ve sinirlilik ölçeklerinden yüksek puan aldıkları bulunmuştur.[106]

Birçok araştırmacı, çocuk cinsel istismarı kurbanlarının anlamlı bir oranının uyuşturucu ve alkol kullandığını ve bu nedenle, bu kişilerin şiddet ortamları ile karşılaşma veya bu ortamlara girme olasılığının büyük olduğunu bildirmektedir.[107]

Çocukluk yaşlarında cinsel istismara uğrayan erişkinlerin yaşadıkları travmayla baş edebilme yolları incelendiğinde ya kendilerini soyutladıkları, cinsellikle ilişkili davranışlardan kaçındıkları ya da kendine zarar verecek davranışlar gösterdikleri, bedenlerini çıkar elde etmek amacıyla kullandıkları görülmektedir.[108]

Cinsel istismarın sosyal yaşama etkisi olarak sosyal statü sorunları, kişiler arası ilişkilerde sorunlar, karşı cinsle ilişkiler ve evlilik sorunları, tekrar mağduriyet yaşama, istismar döngüsü ve suç olarak sayılabilir.[109] Araştırmalar, çocuk cinsel istismar mağdurlarının hayatlarının sonraki dönemlerinde tekrar cinsel saldırıya uğradıklarına veya kendilerinin cinsel istismarda bulunduklarına işaret etmektedir.[110]

Tekrar Cinsel Mağduriyet ve Cinsel İstismar Döngüsü

Önceki kısımlarda yeri geldiğince kaynaklardan aktarıldığı gibi çocuk istismarında “tekrar mağduriyet” ve “istismar döngüsü” mevcuttur. Duygusal istismar döngüsü veya şiddet döngüsü ayrı bir başlık altında ele alınabilir; fakat burada sadece cinsel istismar döngüsü kısaca ele alınacaktır.

Tekrar Cinsel Mağduriyet:

Çocukluk cinsel istismarının uzun vadedeki sonuçlarından biri, yetişkinlikte tekrar istismara uğramaktır. Çocuk cinsel istismar kurbanlarının birçoğu, özellikle ensest kurbanları, hayatlarının sonraki dönemlerinde tekrar istismara uğradıklarını bildirmişlerdir. Bu durum, istismar kaynaklarında “tekrar mağduriyet” olarak geçmektedir.[111]

Çocukluğunda, cinsel istismara uğradığını bildiren kadınların % 55,4’üne daha sonra tekrar tecavüz edildiği bulunmuştur. Çocuk cinsel saldırı kurbanlarının 4,7 kez daha çok olasılıkla tekrar tecavüze uğrayacakları tahmin edilmiştir.[112] Yapılan bir başka araştırmada, cinsel istismar kurbanı kadınların % 33 ile % 68 arasında oranlarda, daha sonra tecavüze uğradıkları, oysaki cinsel istismar görmemiş kadınlarda tecavüze uğrama oranının % 17’de kaldığı bulunmuştur.[113]

Araştırmalar, çocukluğunda cinsel olarak istismar edilmiş kızların, daha sonraki yaşamlarında gençlik ve yetişkinlik yıllarında kurdukları ilişkilerde, kötü muameleye maruz kaldıklarına, dövüldüklerine ve örselendiklerine, cinsel tecavüze veya tecavüz girişimine maruz kaldıklarına ve bu arada da ağır tecavüze uğrayanların sayısının bir hayli yüksek olduğuna ilişkin kanıtlar vermektedir.[114]

Cinsel İstismar Döngüsü:

Birçok araştırmada, erkeklerde çocukluk çağında cinsel istismara uğrama ile bu kişilerin daha sonraki yıllarda cinsel istismar davranışlarında bulunmaları arasında güçlü bir bağ olduğu saptanmıştır. Ancak bu bulgular, cinsel istismara uğramış tüm çocukların gelecekte kendilerinin de istismarcı olacakları anlamında değerlendirilmemelidir. Çünkü araştırmalar, cinsel istismara uğramış çocukların çok az bir oranının sonraki yıllarda istismarcı olduklarını göstermektedir.[115]

Cinsel İstismar ve Aile

Mevcut araştırmaların sonuçları, cinsel istismarın yaşandığı ailelerin karışıklık içinde, düzensiz ve dağınık aile örgütünün özelliklerine sahip olduğunu göstermektedir.[116] Araştırmalar, ailesel tecridin, ailenin çıkmaz içinde bulunmasının ve esneklikten yoksun olmasının, cinsel istismarın gerçekleşmesiyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Ailede uyumun, sorun çözme kapasitesinin sınırlı olması, rol karışıklığı ve geleneksel ataerkil aile yapısı ile cinsel istismar öyküsü arasında ilişki olduğunu kanıtlayan araştırma bulguları elde edilmiştir. Bu aileler inanç sistemlerinde katı, yetersiz ebeveyn koalisyonuna sahip, ana-babalık ihmalinin olduğu ve üyelerinin özerkliğine destek vermeyen aileler olarak tanımlanmaktadır.[117]

Cinsel istismara uğrayan çocukların çoğunluğunun, tek ebeveynli veya yeniden yapılanmış ailelerden geldikleri bulunmuştur.[118] Aile içi cinsel istismara kurbanlarının daha çok anne ve babalarının ayrıldığı veya boşanmış olduğu ailelerden geldiklerini göstermektedir.[119] Araştırma bulgularına dayanarak, ailedeki bozuklukların çocukların cinsel istismara uğramasına doğrudan katkı yaptığı söylenebilir.[120]

Mali olanakları kısıtlı, bedensel ve duygusal ihmalin olduğu, evlilik uyuşmazlığı içinde olan, şiddetin, bedensel istismarın veya fiziksel tehditlerin kullanıldığı, alkolizmin ve uyuşturucu madde bağımlılığının bulunduğu, sık sık partnerlerin gidip geldiği tek ebeveynli haneler, bu sorunların yaşanmadığı ailelere göre, büyük olasılıkla, davranışları bozuk mutsuz çocuklar üretir.[121]

 

4-       İhmal

İhmal, çocuğa bakmakla yükümlü kişinin bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi, çocuğu fiziksel ya da duygusal olarak ihmal etmesidir. Beslenme, giyim, tıbbi gereksinimler, duygusal ihtiyaçlar veya optimal yaşam koşulları için gerekli ilgiyi göstermeme şeklinde tanımlanmaktadır.[122]

İhmal çocuğun beslenme, barınma, giyim, sağlık, eğitim, korunma, gözetim, güven, dokunulma, kendini değerli hissetme, toplumsallaşma, uyarılma gibi temel gereksinimlerinin onun bakımını üstlenenler tarafından karşılanmamasıdır.[123]

İstismar ile ihmali birbirinden ayıran en temel nokta istismarın aktif, ihmalin ise pasif bir olgu olmasıdır. İhmali de fiziksel, cinsel ve duygusal boyutta ele almak mümkündür.[124] İhmal genel olarak iki ana grupta incelenmektedir: 1. Fiziksel ihmal, 2. Duygusal ihmal.[125]

İhmal edilmiş çocukların ilgiyi üzerlerine toplamak için anti sosyal davranışlara yöneldikleri bazı araştırmacılar tarafından ortaya konmuştur. Bu tip ortamlarda yetişen çocukların özbenlik saygılarının düşük olduğu ve genelde çevrelerine düşmanca davrandıkları görülmektedir.[126] Özgüvende azalma, saldırganlık, ilişki kurmada zorlanma, uyumsuzluk, suça yatkınlık, depresyon sıktır.[127]

İhmal, uzun dönemde fonksiyonel geriliğe, duygusal rahatsızlığa (ruhsal/psikolojik rahatsızlık), gençlerde suç işlemeye (çocuk suçluluğu) ve yetişkinlerde suç işlemeye yol açar. İhmal edilmiş çocuklar, çoğunlukla ileride kendi ailelerine bakmakta yetersiz yetişkinler haline gelirler.[128]

İhmal çocukların bedeninden çok zihninde ve ruhunda yaralar açar. Beden yaraları iyileşse bile zihinsel ve duygusal yaraların izi yaşam boyu sürer. Davranış sorunları, uyumsuzluk, kişilik bozuklukları, suça yönelme gelişebilir.[129]

 

İstismar ve İhmalin Bazı Etkileri ve Suçla İlişkisi

İnsanoğlunun davranışçıların düşündüğü gibi dünyaya geldiğinde üzerine yazılmayı bekleyen boş bir kâğıt gibi olmadığını biliyoruz. Her bireyin kendine özgü doğuştan getirdiği karakteristik bir takım özelliklerden oluşan bir kapasitesi vardır. Erken dönemlerden başlayarak bu kapasite, çevreyle etkileşim biçimlerine göre yaşantılarla şekillenir. Çocuklukta ve bebeklikte kötü muameleye maruz kalmış ve istismar edilmiş kimselerin yetişkin yaşamlarında kendilerinin de benzer davranışlar gösterdiği bilinmektedir.[130]

İstismar ve ihmalin izleri ne denli derin ise, insanın ruhsal yaşamına ve davranışına etkisi ve mutsuzluklara katkısı da o denli yoğun ve kalıcı olur. İstismar ve ihmalin izleri kapatılabilir fakat izleri asla yok edilip silinemez.[131] Büyüme ve gelişme sürecinde karşılaşılan olumsuz yaşam deneyimleri çocuğun geleceğini de şekillendirmekte, oluşan sorunlar yıllar içinde farklı tablolara neden olabilmektedir.[132]

İhmal veya istismar gerçekleştiğinde çocuğun yaşı ve gelişim statüsü; kötü muamelenin ağırlığı;  kötü muamelenin sıklığı ve süresi; istismarcı ile çocuk arasındaki ilişki; ihmal ve istismarın tipi[133] çocuk istismar ve ihmalinin sonuçlarını etkilemektedir.

Kötü muamele gören çocukların, böyle bir muameleye maruz kalmamış yaşıtları ile karşılaştırılarak yapılan çalışmalardan elde edilen bulgular, çocukların zihinsel gelişiminin istismar ve ihmalden olumsuz etkilendiğini göstermektedir. Araştırmalar, istismar kurbanı çocukların zihinsel yeterlilik ve gelişim aşamalarında geri kaldıklarını göstermektedir.[134]

Çocukluğunda istismar edilen bireylerin hem dış hem de iç stres faktörlerinden daha çok etkilendikleri görülmektedir. Bu kişilerde aşırı heyecanlanma ve kaygı, çok telaş ve hareketlilik, zaman zaman halüsinasyonlar ve sık sık geri çekilme davranışlarına rastlanmaktadır. Ayrıca aşırı duygusallık, zorlanma, depresyon, kendine yönelik düşmanlık duyguları, özellikle erkeklerde içki ve uyuşturucu bağımlılığı görülebilmektedir.[135]

İstismarın davranışsal sonuçları, saldırganlık ve düşmanlık biçiminde olduğu gibi olumsuz sosyal davranış ve tutumlar olarak da ortaya çıkabilir.[136] İstismar edilmiş çocukların çoğu, diğer davranış problemleri yanında fiziksel agresyon ve şiddet davranışı gibi problemlere sahiptir ve bunlar suç faaliyetlerine yol açabilmektedirler. Bu davranışlar kendini, fiziksel olarak zorlama ile gerçekleştirilen (örn., kavga etme ve acı verme), devamlı olarak karşı koyma davranışı (otorite ile zıtlaşma) veya gizli halde veya “kapalı” antisosyal davranışlar (örn., yalan söyleme, çalma) yoluyla ortaya koymaktadır.[137]

Cinsel istismarın da ergenlik ve erişkinlik döneminde çok ciddi sorunlara yol açtığı bilinmektedir. Sıklıkla anksiyete, depresyon, özgüven eksikliği, madde bağımlılığı, olumsuz duygusal yaşamlar ve cinsel işlev bozukluğu şeklinde tablolar görülmektedir. Bu klinik tabloların bir kısmı da suç ve suçla ilgili davranışlar için çok önemli besleyicilerdir.[138]

Lewis ve arkadaşları cezaevinde bulunan suçlu kadınların yaklaşık olarak yarısında çocukluk dönemine ait cinsel istismar ve ihmal öyküsünün olduğunu saptamıştır.[139] Benzer şekilde Siegel ve Williams tutuklu kadınların içinde çocukluk çağında cinsel istismara uğrayanların oranının genel nüfustaki kadınlara göre iki-üç kat daha fazla olduğunu belirlemiştir. Bu çalışmada çocukluk cağında cinsel istismara uğrayan gençlerde şiddetle ilişkili suçların mala karşı işlenen suçlardan daha sık ve kontrol grubunun yaklaşık iki katı kadar olduğu saptanmıştır.[140] Amerikan adalet istatistiklerine göre hapishanedeki kadınların % 31’i çocukluk döneminde istismara uğramış olup, fahişelerin % 95’ide cinsel istismara uğramıştır.[141] Sheldrick, tecavüz ve çocuk cinsel istismarı gibi çeşitli cinsel suçlardan mahkûm olmuş suçluların, % 57 ile % 80 arasında değişen oranlarda, çocuk iken cinsel istismara maruz kaldıklarını tespit etmiştir.[142]

Araştırmalar, istismar ve ihmale uğrayan, özellikle aile içinde ağır şiddete maruz kalan çocuklarda, gelişimsel ve duygusal etkilerin kalıcı olduğunu göstermektedir.[143] Gershoff’un kaleme aldığı bir derlemede, ailenin uyguladığı fiziksel şiddetin çocuklar üzerinde olan etkilerinin incelendiği 11 meta-analiz çalışması değerlendirilmiştir. Bu meta-analizlerden 10’unda aile tarafından uygulanan fiziksel şiddetin hem çocukluk hem de erişkinlik döneminde bilişsel sorunlara neden olduğu, suçla ilişkili davranışların ve saldırganlığın yanı sıra kendi çocuğunu ve eşini istismar riskinin de arttığı belirlenmiştir.[144] Bu bilgi fiziksel istismarın etkilerini ortaya koyması bakımından önemlidir.

Çocuk istismarının uzun dönem etkileri incelendiğinde ergenlik ve erişkinlik döneminde karşılaşılan somatik sorunların yanı sıra, bilişsel ve davranışsal alanda yaşanan pek çok sorunun kökeninde de istismarın ve ihmalin oluşturduğu travmanın yer aldığı görülmektedir. Felitti ve arkadaşlarının 9.500 erişkinle yaptığı çalışmada[145] istismar ve ihmalin erişkinlik döneminde alkolizm, ilaç bağımlılığı, depresyon ve intihar girişimleri gibi ciddi davranış bozukluklarının riskini 12 kata kadar artırdığı da gösterilmiştir.[146]

Anne-baba tarafından ihmal ve istismar edilme, anne-baba arasındaki şiddete tanık olma veya çeşitli aile sorunlarının çocukta yarattığı duygular bireyin yaşam biçimini ve ilişkilerini önemli bir şekilde etkileyerek, istismarcı bir kişilik kazanmasına neden olabilir. Anne-baba tarafından istismar edilen ya da anne-baba arasındaki şiddeti gören çocuk bunları öğrenerek taklit edebilir.[147]

Çocuklukları sırasında istismara maruz kalmış anne ve babalar şiddet kullanmaya daha yatkın bulunmuşlardır.[148] Yapılan çalışmalar istismarda bulunan ana babaların çoğunun çocukluklarında istismara uğradıklarını göstermektedir.[149]

Araştırma bulguları, ihmal veya istismar edilen bir çocuğun suça veya statü suçlarına karışma ihtimalinin daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur.[150] Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir çalışma çocuklukta istismar ya da ihmale maruz kalmanın suç işleme olasılığını çocuklukta % 53, yetişkinlikte % 38 ve şiddet suçu için % 38 arttırdığı bulgusunu elde etmiştir.[151]

Cathy Spatz Widom ve Micheal G. Maxfield’ın çocukluktan ergenliğe ve genç yetişkinliğe kadar 1575 davayı takip eden güncellenmiş çalışması, istismar ve ihmalin uzun vadeli sonuçlarını incelemeyi başardı: Çocukken istismar veya ihmal edilmek, çocukken tutuklanma olasılığını % 59, yetişkinlikte % 29 ve şiddet içeren bir suç işleme olasılığını ise % 30 arttırmaktadır.[152]

Sonuç olarak; çocuk istismarı ve suç ilişkisinin araştırıldığı çalışmalardan görüldüğü üzere, çocukluk çağında yaşanan istismar ile yaşamın daha sonraki yıllarında görülen davranış bozuklukları ve suçluluk arasındaki ilişki çok açıktır.[153]             


 

İnsanı Utandıran Bazı Olay ÖRNEKLERİ

Bebek tecavüz haberleri veya çocuk tecavüzleri konusunda bilgi ağında, internette, araştırma yaparak insanın kanını donduran ve insanlıktan utandıran çok sayıda tecavüz olayına rastlayabilirsiniz. Olayın boyutunun nerelere kadar varabildiğini göstermek için bebeklerin yaşadığı olaylara bir iki örnek vermek istiyorum. İnsanî duygular taşıyan bir kişinin bu tür haberlerin detaylarını okudukça sarsılmaması mümkün değil. Bunların içinde daha kırkıncı gününe bile ulaşamamış bebek var.

1. 26 Ocak 2017 tarihinde Van’da 38 günlük bir bebeğe fiziksel şiddet uygulandığı, tecavüz edildiği ve çocuğun öldüğü ortaya çıktı. (www.birgun.net sitesinin 30 Ocak 2017 tarihli haberinden alıntı.)

2. Antep İslâhiye’de 9 aylık bebeğe tecavüz edildiği ortaya çıktı. (www.birgun.net sitesinin 21 Ağustos 2016 tarihli haberinden alıntı.)

3. İngiltere’de James King adlı bir kişinin 3 aylık bir bebeğe tecavüz ettiği ortaya çıktı. (www.hurriyet.com.tr sitesinin 25 Kasım 2016 tarihli haberinden alıntı.)

4. İzmir Menderes’de F.B. adında hayatını fuhuş yaparak kazanan kadının 17 aylık çocuğu olan, N.N.B adlı, bebeğe işkence ve tecavüz edildiği ortaya çıktı. 27 Ekim tarihinde yapılan muayenede bebeğin başında, belinde, bacaklarında, göz kapaklarında, kalça kısmında aşırı morluklara rastlanmıştır. Adli Tıp Kurumu raporunda bebeğin hem anal hem de vajinal yoldan tecavüze uğradığı, ayaklarındaki morlukların sigara yanığından ve insan ısırığından kaynaklandığı belirtilmiştir. (www.hurriyet.com.tr sitesinin 4 Aralık 2006 tarihli haberinden özet alıntı.) 

Şimdi de yaşları biraz daha büyük olan çocukların kamuoyuna yansımış tecavüze uğrama haberlerinden birkaç örnek verelim:

1. Kahramanmaraş'ın Andırın ilçesine bağlı Saygılı köyünde bekâret yüzünden canına kıyan 15 yaşındaki Fatma Korkmaz'ın, 9 yaşındayken komşusunun tecavüzüne uğradığı ortaya çıktı. Evlendiği gece "Bakire değil" diye gönderildiği baba evinde av tüfeğiyle canına kıyan Fatma'nın, intiharından hemen önce annesine 6 yıldır sakladığı sırrını açıkladığı öğrenildi. (http://arsiv.sabah.com.tr sitesinin 16.10.2008 tarihli haberinden alıntı.)

2. Tunceli’nin Ovacık İlçesi’nde oturan 17 yaşındaki E. A., dün akşam saatlerinde evde çamaşır suyu ve çok miktarda ilaç içerek intihar etti. Genç kız bıraktığı mektupta, ilçede G.D. adındaki kişinin kendisiyle zorla birlikte olup hamile bıraktığını yazdı. (www.milliyet.com.tr sitesinin 16.11.2011 tarihli haberinden alıntı.)

3. Adana'da 14 yaşında tecavüze uğrayıp uyuşturucuya alıştırılan kız çocuğu, girdiği bunalımdan çıkamayarak 16 yaşında intihar etti. (www.ensonhaber.com sitesinin 08.01.2016 tarihli haberinden alıntı.)

 

 

KAYBEDİLMİŞ HAYATLAR

ÖRNEK - I

Bir suçlunun, teröristin oluşumunda etkili olan çok sayıdaki faktörlerden bir kısmının anlaşılması için “PKK’nın liderliğini” yapmış olan Abdullah Öcalan’ın kendi ağzından çocukluk hayatının hikâyesine kısaca bir bakalım. Suça giden önemli yollardan birinin anlaşılması bakımından örnek önemlidir.

Bunları aktarmaktaki amaç; kesinlikle bu kişilerin ülkeye karşı işlemiş oldukları suçları, ihaneti aklamak veya hafifletmek değildir. Olayın hukukî boyutu çok ayrı bir konudur. Burada amaç, bu kişilerin hem kendilerine hem başkalarına hem de ülkeye büyük zararlar vermesine neden olan bu sürece nasıl gittikleri ile ilgili hayat hikâyeleri üzerinden gözlem yapmaktır.

Şimdi, Öcalan’ın kısa çocukluk hikâyesini kendi ağzından dinleyelim ve sonrasında Prof. Dr. Abdülkadir Çevik’in bu konudaki kısa yorumunu aktaralım:

“Babam sinmiş bir insandı. (…) Annem güçlü ama çok kavgacıydı. Babam, zavallı, yorgun argın eve gelir ekmek isterdi. Annem başına vurur gibi verirdi. Ben son derece çelişkili bir ortamın ürünüyüm, her gün evde, komşuda kavga vardı. (…) Ürkek ve çekingen bir çocuktum. (…) Babam Ermenilerle dosttu, Türklere, faşistlere karşıydı. (…) Babam bu çözülmüşlükte herkesçe dışlanmıştı. (…) Ailemin en önemli özelliği, otoritesi son derece kırılmış bir anne ve babanın bulunmasıydı. Kendimi bildim bileli aile içinde kavgacıydık. Şiddetli huzursuzluk vardı ailede. (…) Köyden ilk ayrılışım aile için kavgalar sonucu oldu. Ailede çok dayak yedim. Annem iki eliyle gırtlağımı sıkar, üç defa öylece kaldırır indirirdi. ‘Tövbe de… 40 defa tövbe diyeceksin’ diye sıkıştırırdı. Şunu yapmayacağım, bunu yapmayacağım diye tövbe ederdim. Tabii kurtulur kurtulmaz da dışarı fırlar ve evi taş yağmuruna tutardım.  (…) Köyde dalga geçen bakışlar çok güçlüdür. (…) Buna karşı çok ihtiyatlı olmak ve aşmak zorundasınız.”[154]

Abdullah Öcalan’ın bu sözlerinde çocukluğunda yaşadığı aşağılanma, horlanma ve şiddetin yanı sıra iyi bir özdeşim figürü olamamış, aciz ve yetersiz bir baba tanıtılmaktadır. Kendi bireysel mağdurluğunu mağdur edilmiş bir grup olarak algıladığı Ermenilerle ve Kürtlerle bütünleştirmiş ve bu mağduriyeti oluşturduğuna inandığı Türkleri hedef olarak seçmiştir. Bir başka deyişle, Türkleri ötekileştirmeye çalışmıştır. Abdullah Öcalan’ın çeşitli kereler gazete ve televizyonlardaki röportajlarında, Y. Küçük ile yaptığı “Kürt Bahçesinde Söyleşi” adlı kitapta da görüldüğü gibi, çocukluk döneminde yeterince ilgi görmediği, horlandığı, dövüldüğü, ailesi tarafından zaman zaman dışlandığı belirtilmektedir. Kısaca çocukluğu oldukça travmatik yaşantılarla doludur.[155]

 

ÖRNEK - II

Çocukluğun etkilerine örnek olması bakımından şimdi de “Parmaksız Zeki” kod adlı, “PKK’da ikinci adamı” olarak bilinen terörist Şemdin Sakık’ın kendi ağzından hayat hikâyesine kısaca göz atalım.

“Babam üç evliydi. Büyük hanımının çocukları çoktu, erkekti ve büyüktüler. Dolayısıyla güçlüydüler. Ailenin hâkimiyeti, otoritesi onların elindeydi. Babamın küçük eşi babamın sevgilisiydi, ona düşkündü. Kendisini ona kaptırmıştı. Dolayısıyla zaten başından beri kaçırılıp getirilen, bir cariye olarak kullanılan annem ise ortalıkta kalmıştı. Bir gün okuldan geldim eve ve (ben şehirde okuyordum onlar köyde oturuyordu) baktım annemi ve kardeşlerimi dışarı atmışlar. Evsiz kalmıştık. (…) O dönemdeki durumumuzu biraz şöyle anlatabilirim. Biz Muş’un en zengin ailesinin, en yoksul çocukları olarak büyüdük. Bizi baba evinden attıklarında sadece bir kat yatak vermişlerdi. (…) Babam keçi eti yiye yiye öldü. (…) Benim annemin iki çocuğu ise açlıktan gitmiş. (…) Ben kışın babamın evine giderdim, orda okul okurdum, yazın annemin evine gelirdim. Bütün üvey kardeşlerim somyalarda yatardı, ben yerde yatardım. (…) Okula gitmeden önce sobayı doldurmam gerekiyor, ekmek, su getirmem gerekiyor. İşte böyle bir yaşamdı benim ki… (…) Ve ben kovuldum. (…) Ankara’ya kadar gittim, iş bulamadım. Babamın otelinde işçi olarak çalıştım. Sonra bir müşterinin bana bahşiş vermesinden dolayı, (bahşişi kendi almak istedi) otelden uzaklaştırıldım. Sokakta yattım.

(…) Ne yaparsanız yapın; bu çocuklara işkence çektirmeyin, bu çocuklar büyüdü mü, bu ülke için, bizim insanlığımız için iyi olmaz. Ben halen sefalet içinde geçen yıllarıma ağlıyorum. 50 yaşındayım halen çocukluğu ağlıyorum. Benim halimden anlamadıkları için o zamanki insanları suçluyorum. (…) Özellikle benim PKK’ya geçmemin nedenlerinden en önemlisi babama karşı muhalefetimdi. Yani devlet ikinci plandaydı.”[156] “Ben örgüte katılmak üzere dağa gelen herkesten geniş bir özgeçmiş alıyordum. Onca yıl boyunca, zengin, mutlu, sağlıklı bir aile ortamından gelene rastlamadım. Hep gelenler benim gibi, ciddi aile sorunları yaşamış; şiddet görmüş, haksızlıklara uğramış, duyguları zedelenmiş ve gözü kararmış insanlardı.”[157] 

Terör örgütünde en üst derecede bulunmuş iki kişinin de hayat hikâyelerindeki benzerlikler dikkatinizi çekmiştir. Görünen o ki istismar edilmiş, ihmal edilmiş çocuklardan bazıları ileride kendilerini ağır bir şekilde hatırlatabiliyorlar.

                                                                         [158]


 

 

 

NOT: Bu yazı derleme bir yazıdır. Atıf yapılan kaynaklardan birebir alıntılama yapılarak yazılmıştır. Kaynaktaki metne en ufak bir müdahale yapıldığında, dolaylı atıf yapıldığında bunu belirtmek için son notlarda kaynakların başına “bkz.” (bakınız) kısaltması getirilmiştir.

 

 

 

 

KAYNAKLAR

Ar, N., Fiziksel İstismar ve Çocuk, Tekışık Ofset, Ankara, 1997

Bartollas, C., Schmalleger, F., Çocuk Suçluluğu, Çev. Ed. Didem Yücel, M. Burak Gönültaş, Nobel Yayıncılık, Ankara, 2017

Bulut, M., Şiddet ve Çocuk, Asil Yayın, Ankara, 2010

Coşkun, M., “Çocuklarda Cinsel İstismar”, Çocuk Hakları Açısından Çocuk İhmali ve İstismarı, Haz. Mücahit Öztürk, Çocuk Vakfı Yayınları, İstanbul, 2011

Çamurdan, A. D., “Çocuk İhmali”, Çocuk İstismarı ve İhmaline Multidisipliner Yaklaşım, ÇİİÖ Derneği Yayınları, Ankara, 2006

Çevik, A., Politik Psikoloji, Dost Kitabevi Yayınları, 4. Baskı, Ankara, 2010

Demirel, B., “Cinsel İstismar”, Çocuk İstismarı ve İhmaline Multidisipliner Yaklaşım, ÇİİÖ Derneği Yayınları, Ankara, 2006

Dinç, M., “Çocuklarda Fiziksel İstismar”, Çocuk Hakları Açısından Çocuk İhmali ve İstismarı, Haz. Mücahit Öztürk, Çocuk Vakfı Yayınları, İstanbul, 2011

Dündar, C., Solak, A., Şiddet ve Terör / Şemdin Sakık TV Mülakatı, HEGEM Yayınları, 2010

Erkman, F., “Çocukların Duygusal Ezimi”, Çocuk İstismarı ve İhmali, Der. Esin Konanç ve diğer., Gözde Ofset, Ankara, 1991

Hergüner, S., “Duygusal İstismar ve İhmal”, Çocuk Hakları Açısından Çocuk İhmali ve İstismarı, Haz. Mücahit Öztürk, Çocuk Vakfı Yayınları, İstanbul, 2011

İçli, T. G., Kriminoloji, Seçkin Yayınları, 9. Baskı, Ankara, 2016

İşeri, E., “Duygusal İstismar”, Çocuk İstismarı ve İhmaline Multidisipliner Yaklaşım, ÇİİÖ Derneği Yayınları, Ankara, 2006

Karakoç, S., “Aile İçi Şiddetin Çocuk Ruh Sağlığına Etkileri”, Çocuk ve Şiddet Çalıştayı-12 Eylül 2009, İstanbul Tabip Odası Yayınları, G.M. Matbaacılık, 2009

Köylü, A., Kuloğlu, M., Aksu, H., “Çocuklar, Suç ve Şiddet”, Çocuk ve Suç, Ed. Ş. Şule Erçetin, HEGEM Yayınları, Ankara, 2006

Kutchinsky, B., “Çocuğun Cinsel İstismarı: Yaygınlık, Müdahale ve Önleme”, Çocuk İstismarı ve İhmali, Der. Esin Konanç ve diğer., Gözde Ofset, Ankara, 1991

Oates, K., “Çocukların Cinsel İstismarının Kalıcı Etkileri”, Çocuk İstismarı ve İhmali, Der. Esin Konanç ve diğer., Gözde Ofset, Ankara, 1991

Polat, A., Viktimoloji (Mağdurbilim), Legal Yayınları, İstanbul, 2014

Polat, O., Adli Psikolojiye Giriş, Seçkin Yayınları, Ankara, 2016

Polat, O., Çocuk ve Şiddet, DER Yayınları, İstanbul, 2001

Polat, O., Ensest, Nokta Kitap, İstanbul, 2006

Polat, O., Kriminoloji ve Kriminalistik Üzerine Notlar, Seçkin Yayınları, Ankara, 2004

Polat, O., Şiddet, Seçkin Yayınları, Ankara, 2015

Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, Seçkin Yayınları, Ankara, 2007

Seyhan, K., Karakaya, M., “Çocuk Mağduriyeti”, Suç Mağdurları, Ed. Halil İbrahim Bahar, Adalet Yayınevi, Ankara, 2006

Sokullu-Akıncı, F., Viktimoloji (Mağdurbilim), Beta Yayınları, İstanbul, 2008.

Şenol, S., “Aile İçi Şiddetin Çocuğa Etkisi”, Çocuk ve Ergene Yönelik Şiddetin Önlenmesi Sempozyumu (15-16 Mayıs 2006), aem kitap, Ankara, 2007

Tansel, B., Çocuk Cinsel İstismarı, Karahan Kitabevi, Adana, 2017

Topçu, S., Cinsel İstismar, Phoenix Yayınevi, Ankara, 2009

Topçu, S., Çocuk ve Gençlerin Cinsel İstismarı - Ensest ve Pedofili, Doruk Yayımcılık, Ankara, 1997

Topçu, S., Silinmeyen İzler, Phoenix Yayınevi, Ankara, 2009

Türkçapar, M. H., “Şiddet ve Düşünce”, Öfke, Başka-Psikiyatri ve Düşünce Dergisi, Ed. Hayrettin Kara, Yerküre Yayınları, Sayı 3, İstanbul, Ağustos 2009

Ulukol, B., “Çocuk İstismarı ve Çocuk Suçluluğu İlişkisi”, Çocuk ve Şiddet Çalıştayı-12 Eylül 2009, İstanbul Tabip Odası Yayınları, G.M. Matbaacılık, 2009

Yazgan, Y., “Çocuk Olamazsan Ne Olursun? Beyin ve Gelişimi Açısından Riskli Koşullarda Büyümek”, Suça Sürüklenen ve Mağdur Çocuklar, Ed. Süleyman Hançerli ve diğer., SABEV Yayınları, Ankara, 2011

Yücel, M. T., Adalet Psikolojisi, Başkent Matbaası, 6. Baskı, Ankara, 2007

 

 

 

SON NOTLAR:



 

Çocuk İstismarı ve İhmali - Psikolojik, Sosyal Etkileri

[1] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.21

[2] Köylü, A., Kuloğlu, M., Aksu, H., “Çocuklar, Suç ve Şiddet”, s.62; Ayrıca bkz. Aksoy ve ark., Çocuk İstismarı ve İhmali, http://www.ttb.org.tr/eweb/adli/7.html; Akt. Sokullu-Akıncı, F., Viktimoloji (Mağdurbilim), s.81

[3] Polat, O., Kriminoloji ve Kriminalistik Üzerine Notlar, s.189

[4] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.15

[5] Polat, O., Kriminoloji ve Kriminalistik Üzerine Notlar, s.62

[6] Polat, O., Adli Psikolojiye Giriş, s.36; Polat, O., Çocuk ve Şiddet, s.90; Demirel, B., “Cinsel İstismar”, s.19

[7] Polat, O., Çocuk ve Şiddet, s.90

[8] Polat, O., Çocuk ve Şiddet, s.90

[9] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.59 

[10] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.32

[11] Yücel, M. T., Adalet Psikolojisi, s.21

[12] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.59

[13] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.157

[14] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.141

[15] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.144

[16] Dinç, M., “Çocuklarda Fiziksel İstismar”, s.64

[17] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.148

[18] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.32; Aile içi şiddetin ruh sağlığına etkileri konusunda bkz. Karakoç, S., “Aile İçi Şiddetin Çocuk Ruh Sağlığına Etkileri”, s.20, 21

[19] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.32

[20] Paget, K.D. et al., “Recent Developments in Child Neglect”, Advances in Clinical Pschology, Vol.15, Eds: T.H. Ollendick ve R.J. Prinz, Plenum Press, New York, 1993, ss.121-174; Akt. Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.149

[21] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.157

[22] Dinç, M., “Çocuklarda Fiziksel İstismar”, s.64

[23] Şenol, S., “Aile İçi Şiddetin Çocuğa Etkisi”, s.70

[24] Ulukol, B., “Çocuk İstismarı ve Çocuk Suçluluğu İlişkisi”, s.45

[25] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.229

[26] Polat, O., Adli Psikolojiye Giriş, s.104; Polat, O., Çocuk ve Şiddet s.94

[27] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.34

[28] Yücel, M. T., Adalet Psikolojisi, s.21; Ayrıca bkz. Bartollas, C., Schmalleger, F., Çocuk Suçluluğu, s.198

[29] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.237

[30] Polat, O., Çocuk ve Şiddet, s.94; Ayrıca bkz., Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.234 vd; Erkman, F., “Çocukların Duygusal Ezimi”, s.164.

[31] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.40

[32] Polat, O., Çocuk ve Şiddet, s.95; Ayrıca bkz. İşeri, E., “Duygusal İstismar”, s.31

[33] Sokullu-Akıncı, F., Viktimoloji (Mağdurbilim), s.81

[34] Hergüner, S., “Duygusal İstismar ve İhmal”, s.48

[35] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.237

[36] İşeri, E., “Duygusal İstismar”, s.31

[37] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.41

[38] Hergüner, S., “Duygusal İstismar ve İhmal”, s.48

[39] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.40

[40] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.237

[41] Sokullu-Akıncı, F., Viktimoloji (Mağdurbilim), s.81

[42] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.237

[43] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.237

[44] Polat, O., Çocuk ve Şiddet, s.202

[45] Sokullu-Akıncı, F., Viktimoloji (Mağdurbilim), s.81

[46] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.238

[47] Polat, O., Çocuk ve Şiddet, s.201

[48] Polat, O., Çocuk ve Şiddet, s.202

[49] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.94; Polat, O., Çocuk ve Şiddet s.91

[50] Demirel, B., “Cinsel İstismar”, s.19

[51] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.231

[52] Kutchinsky, B., “Çocuğun Cinsel İstismarı: Yaygınlık, Müdahale ve Önleme”, s.208

[53] Seyhan, K., Karakaya, M., “Çocuk Mağduriyeti”, s.115; Ayrıca bkz. Tansel, B., Çocuk Cinsel İstismarı, Karahan Kitabevi, Adana, 2017, s.127 

[54] Bkz. Oates, K., “Çocukların Cinsel İstismarının Kalıcı Etkileri”, s.142

[55] Oates, K., “Çocukların Cinsel İstismarının Kalıcı Etkileri”, s.142

[56] Seyhan, K., Karakaya, M., “Çocuk Mağduriyeti”, s.115

[57] Coşkun, M., “Çocuklarda Cinsel İstismar”, s.78

[58] Oates, K., “Çocukların Cinsel İstismarının Kalıcı Etkileri”, s.142

[59] Detay için bkz. Topçu, S., Cinsel İstismar, s.235 vd.

[60] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.159

[61] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.160

[62] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.160

[63] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.159

[64] Polat, O., Ensest, s.165; Ayrıca bkz. Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.179-185

[65] Detay için bkz., Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.180 vd.

[66] Topçu, S., Çocuk ve Gençlerin Cinsel İstismarı, s.44

[67] Topçu, S., Çocuk ve Gençlerin Cinsel İstismarı, s.44; Topçu, S., Cinsel İstismar, s.111

[68] Topçu, S., Çocuk ve Gençlerin Cinsel İstismarı, s.45; Topçu, S., Cinsel İstismar, s.113

[69] Topçu, S., Çocuk ve Gençlerin Cinsel İstismarı, s.44; Topçu, S., Cinsel İstismar, s.112

[70] Topçu, S., Çocuk ve Gençlerin Cinsel İstismarı, s.44; Topçu, S., Cinsel İstismar, s.112

[71] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.168

[72] Tansel, B., Çocuk Cinsel İstismarı, Karahan Kitabevi, Adana, 2017, s.140; Ayrıca bkz. Bartollas, C., Schmalleger, F., Çocuk Suçluluğu, s.200

[73] Topçu, S., Çocuk ve Gençlerin Cinsel İstismarı, s.44; Topçu, S., Cinsel İstismar, s.112

[74] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.174

[75] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.175

[76] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.111

[77] Polat, O., Ensest, s.164

[78] Polat, O., Şiddet, s.163; Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.185

[79] Topçu, S., Çocuk ve Gençlerin Cinsel İstismarı, s.47; Topçu, S., Cinsel İstismar, s.115

[80] Polat, O., Şiddet, s.163; Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.185

[81] Talmadge, D. L., Wallace, C. S., Reclaiming Sexuality In Female Incest Survivors, Journal Of Sex & Marital Therapy, 1991, Fall, Vol. 17, No:3, Brunner/Mazel, Inc., USA, pp. 163-181; Akt. Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.183, 184; Polat, O., Ensest, s.171; Ayrıca bkz. Topçu, S., Cinsel İstismar, s.228

[82] Polat, O., Şiddet, s.163; Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.185

[83] Topçu, S., Çocuk ve Gençlerin Cinsel İstismarı, s.46; Topçu, S., Cinsel İstismar, s.114

[84] Polat, O., Şiddet, s.163; Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.185; Ayrıca bkz. Kutchinsky, B., “Çocuğun Cinsel İstismarı: Yaygınlık, Müdahale ve Önleme”, s.208

[85] Polat, O., Ensest, s.165

[86] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.171

[87] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.172

[88] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.173

[89] Polat, O., Ensest, s.153

[90] Polat, O., Ensest, s.153

[91] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.173

[92] Felitti, V. J., Anda, R. F. and et al. Relationship of childhood abuse and household dysfunction to many of the leading couses of death in adults: The adverse childhood experiences study. A. J. Prev. Med. 14, 1988, ss.245-258; Akt. Topçu, S., Cinsel İstismar, s.173

[93] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.173

[94] Kimberly, A. T., The impact of childhood sexual abuse on later sexual victimization among runaway youth. J. of Research on Adolescence. 11 (2), 2001, ss. 151-156; Akt. Topçu, S., Cinsel İstismar, s.174

[95] Polat, O., Ensest, s.155

[96] Topçu, S., Çocuk ve Gençlerin Cinsel İstismarı, s.105; Topçu, S., Cinsel İstismar, s.190

[97] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.191

[98] Topçu, S., Çocuk ve Gençlerin Cinsel İstismarı, s.105; Topçu, S., Cinsel İstismar, s.190

[99] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.190

[100] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.191; Ayrıca bkz. Polat, O., Ensest, s.156, 157

[101] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.192

[102] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.193

[103] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.192

[104] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.194

[105] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.195

[106] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.199

[107] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.212

[108] Ulukol, B., “Çocuk İstismarı ve Çocuk Suçluluğu İlişkisi”, s.45; Ayrıca bkz. Bartollas, C., Schmalleger, F., Çocuk Suçluluğu, s.201

[109] Detay için bkz. Topçu, S., Cinsel İstismar, s.223 vd.

[110] Topçu, S., Çocuk ve Gençlerin Cinsel İstismarı, s.46; Topçu, S., Cinsel İstismar, s.114, 227

[111] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.227; Ayrıca bkz. Topçu, S., Cinsel İstismar, s.193

[112] Merrill, L. L. and et al. Childhood Abuse and Sexual Revictimization in Female Navy Recruit Sample. Naval-Health-Research-Center-Pub. 1997-97-5. www.icasa.org/child_sexual_abuse, pdf; Akt. Topçu, S., Cinsel İstismar, s.228

[113] Green, A. H., “Special Article: Child Sexual Abuse: Imediate and Long-term Effects and Intervention”, J. Am. Acad. Child Adolesc. Psychiatry, vol. 32, 1993, s.5; Akt. Topçu, S., Cinsel İstismar, s.228; Ayrıca bkz. Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.184; Polat, O., Ensest, s.171

[114] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.228

[115] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.229, 230

[116] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.241

[117] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.241

[118] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.242

[119] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.242

[120] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.242

[121] Topçu, S., Cinsel İstismar, s.243

[122] Polat, O., Adli Psikolojiye Giriş, s.104; Polat, O., Çocuk ve Şiddet, s. 97

[123] Çamurdan, A. D., “Çocuk İhmali”, s.35; Ayrıca bkz. Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.249; Bartollas, C., Schmalleger, F., Çocuk Suçluluğu, s.197

[124] Polat, O., Adli Psikolojiye Giriş, s.104 

[125] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.249; Ayrıca bkz. Çamurdan, A. D., “Çocuk İhmali”, s.337 vd.

[126] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.250, 253

[127] Hergüner, S., “Duygusal İstismar ve İhmal”, s.52

[128] Polat, O., Çocuk ve Şiddet, s.349

[129] Çamurdan, A. D., “Çocuk İhmali”, s.44; Ayrıca bkz. Polat, O., Çocuk ve Şiddet, s.349

[130] Türkçapar, M. H., “Şiddet ve Düşünce”, s. 92 

[131] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.133

[132] Ulukol, B., “Çocuk İstismarı ve Çocuk Suçluluğu İlişkisi”, s.45; Ayrıca bkz. Bartollas, C., Schmalleger, F., Çocuk Suçluluğu, s.194

[133] Alister, L., Effects of child abuse and neglect of children and adolescents, Resource Sheet, National Child Protection Celaringhouse, 2010, s.1; Akt. Polat, A., Viktimoloji (Mağdurbilim),  s.142

[134] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.134

[135] Bulut, I., Genç Anne ve Çocuk İstismarı, Bizim Büro, Ankara, 1996; Akt. Ar, N., Fiziksel İstismar ve Çocuk, s.10

[136] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.141

[137] Polat, O., Şiddet, s.401

[138] Ulukol, B., “Çocuk İstismarı ve Çocuk Suçluluğu İlişkisi”, s.45

[139] Lewis, T, Leeb R, Kotch, J, et al. Maltreatment history and weapon carrying among early adolescents. Child Maltreat 2007;12:259-68; Akt. Ulukol, B., “Çocuk İstismarı ve Çocuk Suçluluğu İlişkisi”, s.45

[140] Siegel JA, Williams LM. The relationship between child sexual abuse and female delinquency and crime: A Prospective study. J Research Crime Delinquency 2003;40:71-79; Akt. Ulukol, B., “Çocuk İstismarı ve Çocuk Suçluluğu İlişkisi”, s.45, 46

[141] Akdoğan, H., AİHS Göre Yaşam Hakkının Devletlere Yüklediği Yükümlülükler: Türkiye Örneği, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Polis Akademisi, Güvenlik Bilimleri Enstitüsü, Ankara, 2006, s.154; Akt. Polat, A., Viktimoloji (Mağdurbilim), s.144

[142] Sheldrick, C., “Adult Sequelae of Child Sexual Abuse”, British Journal of Psychiatry, vol. 158 (Suppl. 10) 1991, ss. 55-62; Akt. Topçu, S., Cinsel İstismar, s.229

[143] Topçu, S., Silinmeyen İzler, s.139

[144] Gershoff, E.T., Corporal punishment by parents and associated child behaviors and experiences: A meta-analytic and theoretical review. Psychological Bulletin 2002; 128:535-79; Akt. Ulukol, B., “Çocuk İstismarı ve Çocuk Suçluluğu İlişkisi”, s.45

[145] Ulukol, B., “Çocuk İstismarı ve Çocuk Suçluluğu İlişkisi”, s.45

[146] Felitti VJ, Anda RF, Nordenberg D, et al. Relationship of childhood abuse and household dysfunction to many of the leading causes of death in adaults. The adverse childhood experiences (ACE) study. Am J Prev Med 1998;14:245-58; Akt. Ulukol, B., “Çocuk İstismarı ve Çocuk Suçluluğu İlişkisi”, s.45

[147] Ar, N., Fiziksel İstismar ve Çocuk, s.9

[148] Bulut, M., Şiddet ve Çocuk, s.31

[149] Polat, O., Çocuk ve Şiddet, s.380; Ayrıca bkz. Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.48; İçli, T. G., Kriminoloji, s.404; Bartollas, C., Schmalleger, F., Çocuk Suçluluğu, s.201

[150] Bartollas, C., Schmalleger, F., Çocuk Suçluluğu, s.199

[151] Polat, O., Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı-1, s.370

[152] Cathy S. Widom and Micheal G. Maxfield, “An Update on the ‘Cycle of Violence’,” Research in Brief (Washington, D.C.: National Institute of Justice, 2001); Akt. Bartollas, C., Schmalleger, F., Çocuk Suçluluğu, s.194

[153] Ulukol, B., “Çocuk İstismarı ve Çocuk Suçluluğu İlişkisi”, s.48

 

 

KAYBEDİLMİŞ HAYATLAR

[154] Çevik, A., Politik Psikoloji, s.88-90

[155] Çevik, A., Politik Psikoloji, s.89

[156] Dündar, C., Solak, A., Şiddet ve Terör, s.45-48

[157] Dündar, C., Solak, A., Şiddet ve Terör, s.19

                         [158] Bölüm sonu.

 

 

 

 

© www.kriminoloji.com 2002

Sitemize www.kriminoloji.com, hukukcu.net, hukukcu.org veya turkhukuk.net, turkhukuk.org adreslerinden ulaşabilirsiniz.

 

ANA SAYFA